İnsan gözü

Vücudumuzun görme merkezinin anatomisi, yapısı ve fonksiyonları hakkında bilmeniz gereken her şey

Göz en önemli duyu organlarımızdan biridir ve neredeyse hiçbir organın yapısı bu denli karmaşık değildir. İnsan gözü saniyede on milyondan fazla bilgi parçasını alma ve anında işleme kapasitesine sahiptir. Ama gözün gerçekten nasıl işlediğini daha önce hiç düşündünüz mü? Gördüğümüz görüntüler aslında nasıl oluşturuluyor? Ve vücudumuzun hangi kısımları bu karmaşık sürece katılıyor? DAHA İYİ GÖRME bize, gözün anatomisi ve yapısından fonksiyonlarına kadar her konuda tüm ayrıntıları veriyor.

Gözün çalışması bir video kamerasına çok benzer ve basitçe söylemek gerekirse çevremizdeki dünyayı görselleştirmek için farklı parçaları birleştirerek çalışır. Gözün tam olarak nasıl çalıştığını öğrenmek için okumaya devam edin. Ama öncelikle, gözün önemli kısımlarını ve yapısını konuşalım.

Anatomi: insan gözünün yapısı

Anatomi: insan gözünün yapısı

Kornea

Kornea, gözün dış katmanı, üzerini kaplayan gözyaşı yüzünden nemlidir. Sklera (göz akı) olarak bilinen yapıya gömülüdür; birlikte, uzmanların tunica externa bulbi (göz küresinin dış tabakası) dedikleri yapıyı oluştururlar. Kornea bir pencere gibidir: disk-biçimli ve saydamdır ve ışığın göze girmesine izin verir. Aynı zamanda kir, toz veya yüzeysel yaralanma gibi dışsal etkilere karşı gözü korur. Doğal olarak oldukça dirençlidir. Dahası, eğriliği ona optik nitelikler kazandırır ve net görmemize yardımcı olan anahtar bir rol oynar.

Sklera

Gözün beyaz kısmı olan sklera korneadan daha kalın ve güçlüdür ve bu sayede gözün hasar görmesini önler. Sadece iki istisna dışında hemen hemen tüm gözü kaplar: önde gömülü kornea, arkada ise optik sinir lifleri.

Gözbebekleri

Gözbebeği, insan gözünün ortasındaki siyah noktadır. Gelen ışığa tepki verir ve yoğunluğuna göre uyum sağlar. Bunu gözbebeklerinin kendisi değil, iris mümkün kılar. Duygusal durumumuz da gözbebeklerimizin büyüklüğüne etki eder. Örneğin korku veya büyük sevinç gözbebeklerimizin büyümesine neden olabilirken alkol ve uyuşturucu da boyut değişikliğine yol açabilir.

İris

Renkli bir halka olan iris, gözbebeğini çevreler ve tıpkı bir kamera objektifinin açıklığına benzer işlevi görür: göze giren ışık miktarını kontrol eder. Aydınlık bir ortamda gözbebeğinin küçülmesini sağlar, böylece daha az ışık girişine izin verir. Karanlıkta ise tersi olur: büzgen gözbebeği kası açılır ve gözbebeği büyür. Böylece karanlıkta göze daha fazla ışık girebilmesini, aydınlık ortamlarda ise daha az ışık girmesini sağlar. İris aynı zamanda gözlerimizin rengini belirler ve her birimiz için benzersiz bir yapıdadır. Adını da Yunan gökkuşağı tanrıçasından almıştır. İlginçtir ki iris renginin görüş üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Kahverengi gözlü birisi dünyayı; gözleri açık renkli, örn. mavi gözlü birisinden “daha koyu” görmez.

Göz odacıkları (camerae bulbi)

İnsan gözü ön ve arka odacıklara sahiptir. Bunlar aköz sıvısı içeren ön kısımdaki boşluklardır. Bu sıvı, lens ve kornea için önemli besinler içerir; bunlara oksijen sağlar ve patojenlere karşı mücadele etmelerine yardımcı olur. Göz odacıklarındaki aköz sıvısının bir başka görevi daha vardır: gözün şeklini korumasına yardımcı olur.

Göz merceği (lens crystallina)

Göz merceği gözbebeğine giren ışığı toplar, böylelikle retina üzerinde net bir görüntü sağlar. Elastiktir ve hem yakın hem de uzak mesafeden nesnelere odaklanmak üzere siliyer kası kullanarak şeklini uyarlar. Bu da yakın nesnelere baktığımızda net görüş sağlamak için lensin büküldüğü anlamına gelir. Ancak uzaktaki nesnelerde ise yassılaşır ve yine net görmemizi sağlar. Lens gördüğümüz görüntüyü tersine çevirip retina üzerinde baş aşağı bir şekilde görselleştirir. Daha sonra beyin tarafından işlendiğinde sadece “doğru yönde” döndürülür.

Siliyer cisim ve kirpiksi cisim (corpus ciliare)

Siliyer cisim görüşümüz açısından önemli bir rol oynar: aköz sıvısı üretir ve siliyer kası (musculus ciliaris) içerir. Lensi adapte ederek, hem yakın hem de uzak nesnelere odaklanabilmemizi sağlar.

Camsı cisim (corpus vitreum)

Lens ile retina arasındaki göz içi, camsı cisim ile doludur. Bu gözün çoğunluğunu oluşturur ve adından da anlaşılacağı gibi gövdesini temsil eder. Saydamdır ve yüzde 98’i sudan, yüzde 2’si de sodyum hiyalüronat ve kollajen liflerden oluşur.

Retina

Retina, optik sinir aracılığıyla beyne iletebilmek için ışık ve renk uyarıcılarını işler. Basitçe, retina bir katalizör gibi davranır: daha sonra beyin tarafından işlenecek olan gelen ışığı dönüştürmek için algılayıcı hücrelerini kullanır. Bu algılayıcı hücreler, konik (renkli görme için) ve çubuk (aydınlık ve karanlığı tanıma için) hücrelerden oluşur. Gözün hiçbir yerinde retina merkezi veya makulada olduğundan daha yoğun bulunmazlar: tüm algılayıcı hücrelerin yaklaşık yüzde 95’i hemen hemen 5 milimetre karelik bir alanda yer alır. Bu ise kabaca bir iğne başı kadardır.

Koroid (chorioidea)

İnsan gözünün koroidi; sklera ile retina arasında ve siliyer cisim ile irise geçişlerde yer alır. Retina üzerindeki reseptörlere bir besin kaynağı sağlar, retinanın sıcaklığını sabit tutar ve aynı zamanda akomodasyona, yani tıpkı bir kamera lensinin odaklanması gibi yakın ve uzak görme arasındaki geçişlere dahil olur.

Optik sinir (nervis opticus)

Optik sinir, bilginin retinadan beyne iletilmesinden sorumludur. Yaklaşık bir milyon sinir lifinden (aksonlar) oluşur, yaklaşık yarım santimetre kalınlığındadır ve papilla yoluyla retinadan çıkar. Bu nokta aynı zamanda retinanın hiçbir algılayıcı hücreye sahip olmadığı “kör nokta” olarak da bilinir. Bu nedenle beyin tarafından oluşturulan görüntü aslında siyah bir noktadır ve normalde, tutarlı bir görünüm sağlamak için küçük gri hücrelerimiz bunu kompanse eder. Ancak beyin bu kusuru “telafi” ettiğinden bu nokta genellikle bilinçli olarak algılanmaz.

Fovea/göz çukuru (fovea centralis)

Küçük alan, büyük etki: göz çukuru, iki milimetreden ufak boyuttadır ama optik sistemimizde anahtar roller üstlenir. Fovea, retinanın merkezindedir ve gün boyu mümkün olduğunca net ve renkli görmemize olanak sağlayan algılayıcı hücrelerle doludur. Bir nesneye baktığımızda, gözlerimiz onu foveada görüntüleyebilecek şekilde otomatik olarak döner.

İnsan gözünün dış kısmı

İnsan gözü “çevresindeki kısımlar” görmemize yardımcı olan önemli bir rol oynamaktadır: bunlar göz kapakları, kirpikler, gözyaşı kanalları ve kaşlardır.

Gözyaşı kanalları (glandula lacrimalis)

Yaklaşık bir badem büyüklüğündedir, göz çukurunun dış tarafında bulunur ve gerektiğinde gözyaşı üretir: gözyaşı kanalı. Tuz, protein, yağ ve enzimlerden oluşan salgısı korneayı beslemek ve korumak için kullanılır ve yabancı parçacıkları gözden uzaklaştırmaya yardımcı olur.

Göz kapakları (palpebrae)

Göz kapakları her açıp kapattığımızda gözü nemlendirir ve rüzgar, sıvı ve yabancı parçacıklara karşı koruma amaçlı bir refleks hareketi olarak kapanır. İnsanlar dakikada ortalama sekiz ilâ on iki kez göz kapaklarını açıp kapatır ve bu sayede, göz açıp kapayıncaya kadar göz yüzeyi üzerine gözyaşı sıvısını yayar. Bu korneayı nemlendirir ve kurumasını önler.

Kirpikler (cilia)

Kirpikler yalnızca güzel görünmezler, aynı zamanda pratik bir işleve de sahiptirler: görevleri toz, kir partikülleri ve yabancı parçacıkları savmaktır. Bütün bunlar otomatik olarak gerçekleşir: ince kıllar herhangi bir şeye temas eder etmez veya beyin böyle olacağını algılar algılamaz kirpikler bir refleks hareketi ile kapanır.

Kaşlar (supercilium)

Kaşlar alından aşağı akabilen tere karşı gözleri korur.

Görme nedir: İnsan gözü nasıl çalışır

Bir nesneyi görmemiz tamamen karmaşık bir sürecin parçasıdır: biz bir şeyleri görmeden önce, göz ve beyinde bir dizi özgün adım oluşur. Burada sözünü ettiğimiz, gözde başlayıp beynimize kadar ulaşan retino-kortikal yol. Kısacası, görme şöyle olur: insan gözü çevreden gelen ışığı absorbe eder ve kornea üzerinde toplar. Bu bir ilk görsel izlenim ile sonuçlanır. Sonra, her göz bu görüntüyü işlenmek üzere optik sinir üzerinden beyne yönlendirir ve “görme” dediğimiz olay gerçekleşir. Işık, gördüğümüz her şeyin temelini oluşturur. Tam karanlıkta aslında göremeyiz.

Bu özellikle, bir nesneyi görebilme şansımız varsa bile üzerine az da olsa bir ışık düşmesi gerektiği anlamına gelir. Sonra bu ışık nesne tarafından geri yansıtılır ve görme aygıtımız tarafından işlenir. Bir ağaca baktığımızda, gözlerimiz onun yansıttığı ışığı absorbe eder: ışınlar önce konjunktiva ve korneaya nüfuz eder. Ardından ön odacık ve gözbebeğine geçer. Işık daha sonra göz merceğine ulaşır, orada toplanır ve fotosensitif (=ışığa duyarlı) retinaya aktarılır. Burada, görsel bilgi toplanır ve sıralanır: çubuk hücreler aydınlıktan-karanlığa görüşten sorumlu iken konik hücreler netlik ve renklerden sorumludur. Bu bilgi, bir kez daha değerlendirildiği, yorumlandığı ve sonuçta gördüğümüz görüntüye dönüştürüldüğü beyne doğrudan iletilmek üzere optik sinire aktarılır.

İnsan gözünün anatomisi ve yapısına ilişkin detaylı bulgulara sahip olmamıza rağmen, bilincimizin nasıl çalıştığına ilişkin pek çok soru henüz yanıtlanabilmiş değildir. Bir şeyleri gördüğünüzde beyninizin en aktif kısımlarının hangileri olduğunu bilseniz bile, bunun sonucunda dünyayı nasıl algıladığımızı hiç kimse tam olarak bilmiyor.

Yakın ve uzak şeyleri görmek

Sağlıklı gözler bunu herhangi bir yardım gerekmeksizin otomatik olarak yaparlar, böylelikle yakın ve uzak görme arasında geçiş yapabilir ve her iki mesafedeki nesneleri net olarak görebiliriz. Farklı mesafelerdeki nesneleri net olarak görebildiğimiz bu dinamik yetenek göz uyumu veya akomodasyon olarak bilinir. Bu da göz merceğimizin elastikliğine dayalıdır. Bozulma olmadığı sürece şeklini değiştirebilir ve böylelikle görmek istediğimiz yakındaki veya uzaktaki nesnelere göre uyum sağlayabilir. Normal bir göz merceği yassı ve uzundur, bu da belirli bir mesafedeki nesnelere bakmak için idealdir. Ancak bir nesneye yakından baktığımızda lensler daha kavisli hale gelirler: yakın mesafeye geçiş yapar ve yakındaki nesneleri net olarak görmemize izin verirler. Nesneler göz çukurunda bulanık göründüğünde göz uyumu her zaman tetiklenir.

Nesneleri gündüz görmek - gözlerimiz nasıl çalışır

Işık miktarı bol olduğunda nesneleri görmek (fotopik görme veya gündüz görüşü) renkli görüşten sorumlu algılayıcı, konik hücreler tarafından üstlenilen bir görevdir. Gözbebeği de gündüz görüşüne katılır: ortam ne kadar parlak olursa gözbebeği o kadar küçülür. Farklı ışık yoğunluklarına uyum sağlar ve göze giren ışık miktarını düzenler. Bu nitelik göz uyumu olarak bilinir. Güneş gözlükleri ve renkli gözlük camları gözü parlak ışığa karşı koruyabilir.

Gece ve alaca karanlık görüşü

Gece ve alaca karanlık görüşü

Gözlerimiz gece, gündüz görüşünden (fotopik görüş) gece görüşüne (skotopik görüş) geçiş yapar. Sağlıklı gözlerin karanlığa uyumu için yaklaşık 25 dakika gerekir. Ne kadar az ışık olursa gözün algılayıcı hücreleri o kadar aktif hale gelir; bunlar aydınlıktan karanlığa geçişlerdeki görüşümüzden sorumludur ve çubuk hücreler olarak bilinir. Aynı zamanda gözbebekleri de mümkün olduğunca fazla ışığın “içeri girmesi” için genişler. Sağlıklı gözlerin değişen ışık koşullarına uyum sağlaması sorun olmaz. Kalıtsal hastalıklar, bazı ilaçlar, yaralanmalar ve A vitamini eksikliği gece veya alaca karanlıkta sınırlı görmeye sebep olabilir. Bu, gözlük takan çoğu insanı etkileyen bir sorundur. Göz bebekleri düşük ışık koşullarında daha fazla genişlemesi gerekir. Sonuç olarak, alan derinliği kaybolur ve çevresel görüşümüz kısıtlanırken yansımalar ve düşük kontrast gözleri yorar. ZEISS’in i.Scription® Teknolojisi, cam tasarımında gözlük kullanıcısının gece genişleyen gözbebeklerini dikkate alarak düşük ışık koşullarında görme performansının önemli ölçüde iyileştirilmesine yardımcı olur.

Peki, aydınlıktan karanlığa geçiş görüşümüzün aynı zamanda uçak güvenliğinde de rol oynadığını biliyor muydunuz? Bir kaza durumunda yolcu ve kabin görevlilerinin gözleri yeni ışık koşullarına anında uyum sağlayabilmesi için kalkış ve iniş sırasında kabin ışıkları azaltılır. Bu ise acil bir durumda değerli saniyeler kazandırabilir.  

Görme problemleri ve göz hastalıkları - görüşünüz kısıtlıysa neler yapılmalı

Miyopi, hipermetropi, presbiyopi - görsel algımızı kısıtlayabilen birçok görme sorunu vardır. En iyi şekilde uygulanmış doğru camlara sahip bir gözlük çoğu zaman tekrar net görmenize yardımcı olabilir. DAHA İYİ GÖRME açıklıyor: Farklı görme sorunları için hangi cam tipi uygundur?

Çoğu göz hastalıkları görme yetimizi ve etrafımızdaki dünyayı algılamamızı olumsuz yönde etkileyebilir. Kronik göz kuruluğu, vitröz opaklığı ve şaşılık gibi daha hafif göz hastalıklarından katarakt, glokom ve makula dejenerasyonuna kadar hepsi bu kapsamdadır. Peki en sık görülen göz hastalıkları nelerdir ve bunları nasıl tespit edebilirsiniz?

Tüm bu terimler ve süreçler aklınızı mı karıştırdı? Endişelenmeyin! Gördüğünüz gibi, insan gözü beyinle yakından çalışan son derece karmaşık bir organdır ve genellikle beyne açılan pencere olarak kabul edilir. Neredeyse hiçbir başka duyumuz bize çevremiz, günlük yaşam veya etrafımızdaki insanlar ve nihayetinde kendimiz hakkında bu kadar çok bilgi vermez.  

Görme Profilim Kişisel görme alışkanlıklarınızı şimdi belirleyin ve kişiselleştirilmiş gözlük camı çözümünüzü bulun.
Yakınınızdaki ZEISS Gözlükçüsünü Bulun

İlgili Makaleler

Gözlük camları nasıl üretilir? Plastik malzemeden mineral cama kadar ZEISS gözlük camları – gözlük camlarının üretimi hakkında bilmek istediğiniz herşey

Görmeyi Anlama 28.Mar.2018

Tags:

Görme Problemlerini Tanımak Miyopi, hipermetropi, astigmatizma, vs.: Ne gibi görme problemleri var ve bunları nasıl düzeltebiliriz?

Görmeyi Anlama 29.Kas.2017

Tags: Progresif Camlar

Kırmızı-yeşil renk görme eksikliği, kırmızı-yeşil renk körlüğü ve tam renk körlüğü Çeşitli renk körlükleri ve eksikliklerinin tipleri nelerdir? Ve bunları nasıl tanırsınız?

Görmeyi Anlama 29.Kas.2017

Tags:

Gözlüklerin tarihçesi "Okuma taşları" şeklinde kökenlerinden yaşam tarzı aksesuarlarına

Görmeyi Anlama 22.Kas.2017

Tags: Progresif Camlar

İlgili Ürünler